Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu 26-30 Nisan tarihleri arasında Amerika'nın Baltimore kentinde yapılan üç boyutlu yüz gençleştirme simpozyumunda ülkemizi temsil etmiştir. Simpozyum öncesi bir hafta boyunca ve simpozyum sonrası bir hafta bu konuda dünyanın bir numarası olan Dr. Oscar Ramirez ile birlikte ameliyatlara girmiştir. Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu bu konunun Türkiye’deki öncülerindendir.
Yüz germe ameliyatları artık büyük kesiler ve iz olmadan endoskop ile yapılıyor. Doktor ameliyatı yaparken hastaya değil televizyon ekranındaki dokuların 15 kere büyütülmüş şekline bakarak ameliyatı yapıyor. Böylelikle ince sinir ve damarların görülmesi ve korunması daha kolay oluyor.
Kesi ile yapılan klasik alın germe ameliyatına nazaran daha az şişlik ve morluk oluyor ve daha kısa zamanda iyileşiyor. Daha uzun süre dayanıyor ve ayrıca klasik yüz germe ameliyatlarında görülen davul gibi gerilmiş yüz ve “şaşkın bakış” görüntüsü olmuyor. İnsanı 15-20 sene öncesine götüren doğal bir görüntü oluşuyor. Bu teknikte ayrıca küçük bir maniplasyon ile gülen yüz denen ve dudak kenarlarını devamlı tebessüm ediyormuş gibi hafif yukarı kaldırmak da mümkün. Açık cerrahiden endoskopik tekniğe geçiş hastaların bu işlemi daha kolay kabul etmesini sağlarken hem komplikasyonları azalttı, hem de hasta tatminini arttırdı. Bu işlem esas olarak açık alın germe ameliyatının yerini almıştır.
Klasik alın germe ameliyatında kafa derisi bir kulak üstünden diğerine kadar kesilmekte ve bu deri kaş üstüne kadar sıyrıldıktan sonra gerilir, fazlalığı kesilerek yerine dikilirdi. Bu durumda bir kulaktan diğerine kadar kafa derisinde bir iz, yer yer saç dökülmesi ve iyileşme süresinin uzaması, uzun süren şişlikler söz konusuydu. Endoskopik teknikte ise saçlı deri çizgisinin hemen arkasına 1,5 cm’lik iki delik açılarak birinden endoskop borosu diğerinden alet sokularak ameliyat kemik hizasından tüm dokuları ayırarak yapılmaktadır. Sonuçlar hem daha mükemmel hem de daha kalıcı olmaktadır.
Ayrıca şişlik, morluk ve diğer komplikasyonlar da daha az olmaktadır. İyileşme süresi daha da kısalmaktadır. Bu yöntemle orta yüz bölgesi, yanaklar ve boyun bölgesi daha iyi şekillendirilmektedir. Yanaklarda elmacık kemiği bölgesinde dolgunluk sağlanarak yüze gençlikteki dolgunluk verilmektedir.
Ayrıca yüzün bazı bölgelerine gene hastanın kendi vucudundan alınan yağlar enjekte edilerek o bölgeler daha belirgin ve canlı hale getirilmektedir. Bu şekilde yapılan bir yüz gençleştirme ameliyatı 2-3 saat sürmekte, hasta aynı gün veya 1 gün sonra hastahaneden çıkmakta. Yüzünde herhangi bir kesi izi olmadığı için 4-5 gün sonra sosyal hayata dönmektedir. Bu tip ameliyat özellikle erken yaşlılık belirtilerini önlediği için 40'lı yaşlarda daha çok uygulanmakta, daha ileri yaşlarda ise boyun ameliyatı ile birlikte uygulanabilmektedir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder